Hukuk İngilizcesi terimleri: en sık kullanılan terimler ve anlamları
Sözleşme, dava, şirketler hukuku ve uyuşmazlık çözümünde en sık karşılaşılan İngilizce hukuk terimlerini Türkçe karşılıkları ve kısa notlarla alanlara göre bir araya getirdik.
Bir terimi bilmek, Türkçe karşılığını ezberlemekten fazlasıdır: terimin hangi hukuk düzenine ait olduğunu, Türk hukukunda tam bir karşılığı bulunup bulunmadığını ve cümle içinde nasıl kullanıldığını da bilmek gerekir. Aşağıdaki liste alanlara göre gruplanmıştır. Her satırda önce İngilizce terimi, sonra Türkçe karşılığını ve kısa bir notu bulacaksınız; bağlantılı terimlerin kendi sayfalarında tanım ve örnek cümle yer alır.
Terim çalışırken üç ilke
- Terimi birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin. Breach of contract, liable for ve governed by gibi öbekler, tek kelimeden daha kolay hatırlanır.
- İngiliz ve Amerikan kullanımını ayırın. Claimant ile plaintiff aynı tarafı anlatır, ama farklı hukuk düzenlerine aittir.
- Karşılığı olmayan kavramı açıklayarak çevirin. Trust, estoppel ve consideration gibi kavramlarda tek kelimelik bir karşılık yerine kısa bir açıklama daha doğrudur.
Sözleşme terimleri
İngilizce bir sözleşmeyi okurken ilk karşılaşacağınız terimler; çoğu standart maddelerin adıdır.
- agreement / contract
- sözleşme. Çoğu zaman eş anlamlıdır; metinde tanımlanan adla (this Agreement) tutarlı kalın.
- party
- taraf. Gündelik dildeki 'parti' değildir; third party 'üçüncü kişi' demektir.
- recitals
- giriş hükümleri. Sözleşmenin amacını ve arka planını anlatan, çoğu zaman WHEREAS ile başlayan bölüm.
- consideration
- karşı edim (bedel). Common law'da vaadin bağlayıcılığı için aranır.
- representation
- beyan. Sözleşmeye girme kararını etkileyen olgusal açıklama.
- warranty
- garanti (güvence) beyanı. Sözleşmede verilen güvence; ihlali kural olarak tazminat doğurur.
- covenant
- taahhüt. Bir şeyi yapma ya da yapmama yükümlülüğü.
- indemnity
- tazmin taahhüdü. Belirli olaylardan doğan zararı karşılama yükümlülüğü; tazminattan ayrıdır.
- breach of contract
- sözleşmeye aykırılık. Material breach 'esaslı ihlal' olarak çevrilir.
- termination
- fesih, sona erme. Termination for convenience, gerekçe göstermeksizin fesih hakkıdır.
- force majeure
- mücbir sebep. Sonucu büyük ölçüde sözleşmedeki hükmün kapsamına bağlıdır.
- assignment
- devir (alacağın temliki). Kural olarak hakların devrini anlatır.
- novation
- sözleşmenin devri; yenileme. Tüm tarafların onayıyla yeni bir sözleşme kurulur.
- waiver
- feragat. Hakkın geç kullanılması kural olarak vazgeçme sayılmaz.
- severability
- bölünebilirlik. Geçersiz bir hüküm sözleşmenin geri kalanını düşürmez.
- governing law
- uygulanacak hukuk. Yetkili mahkeme hükmünden (jurisdiction) ayrı bir konudur.
Dava ve yargılama terimleri
Dava dilinde İngiliz ve Amerikan kullanımı en çok burada ayrışır; metnin hangi hukuk düzenine ait olduğuna bakın.
- claimant
- davacı (İngiltere ve Galler). Hukuk davalarında 1999'dan beri plaintiff yerine kullanılır.
- plaintiff
- davacı (ABD). Amerikan usul hukukunun terimidir.
- defendant
- davalı; sanık. Ceza yargılamasında sanık anlamına gelir.
- litigation
- dava süreci. Tahkim ve arabuluculuk dışındaki mahkeme yolu.
- jurisdiction
- yargı yetkisi. Türk usul hukukundaki görev ve yetki ayrımını tek kelimede toplar.
- hearing
- duruşma. Mahkemenin tarafları dinlediği oturum.
- judgment
- mahkeme kararı, hüküm. Hukuk metinlerinde genellikle bu yazımla kullanılır.
- evidence
- delil. Sayılamayan isimdir: an evidence değil, a piece of evidence denir.
- appeal
- kanun yolu başvurusu. İstinaf mı temyiz mi kastedildiği belirtilmelidir.
- injunction
- ihtiyati tedbir; yapma ya da yapmama emri. Geçici türü ihtiyati tedbire yakındır.
- affidavit
- yeminli yazılı beyan. Türk hukukunda birebir karşılığı yoktur.
- subpoena
- celpname. İngiltere'de yerini witness summons almıştır.
Sorumluluk ve tazminat terimleri
Sözleşme dışı sorumluluk ve tazminat dili; sözleşmelerin sorumluluk maddelerinde de aynı terimler geçer.
- tort
- haksız fiil. Common law'da ayrı haksız fiil türlerinden oluşur.
- negligence
- ihmal. Özen yükümlülüğünün (duty of care) ihlali.
- liability
- sorumluluk. Çoğul liabilities muhasebede 'borçlar' demektir.
- damages
- tazminat. Tekil damage 'zarar, hasar' anlamına gelir.
- limitation of liability
- sorumluluğun sınırlandırılması. Sorumluluğa üst sınır koyan ya da bazı zarar türlerini dışarıda bırakan hüküm.
Şirketler hukuku terimleri
Şirket kuruluşu, yönetimi ve satın alma işlemlerinde sık geçen terimler.
- shareholder
- pay sahibi. ABD'de stockholder da denir.
- bylaws
- şirket iç yönetmeliği (ABD). Şirketin iç işleyişini düzenleyen kurallar.
- dividend
- kâr payı (temettü). Yalnız dağıtılabilir kârdan ödenebilir.
- merger
- birleşme. Satın almalarla birlikte M&A olarak anılır.
- acquisition
- devralma. Pay ya da malvarlığı satın alınarak yapılır.
- due diligence
- hukuki inceleme. İşlem öncesinde hedef şirketin incelenmesi.
- fiduciary
- sadakat yükümlüsü. Başkasının çıkarını gözetmekle yükümlü kişi ya da ilişki.
Tahkim, arabuluculuk ve sulh
Uluslararası sözleşmelerde uyuşmazlık çözüm maddesinin temel terimleri.
- arbitration
- tahkim. Uyuşmazlığın hakemlerce çözülmesi.
- arbitral award
- hakem kararı. Yabancı hakem kararları New York Sözleşmesi çerçevesinde tenfiz edilebilir.
- mediation
- arabuluculuk. Arabulucu bağlayıcı karar vermez.
- settlement
- sulh (uzlaşma). Uyuşmazlığın anlaşmayla sona erdirilmesi.
Teminat ve iflas terimleri
Kredi, finansman ve iflas metinlerinde geçen terimler.
- collateral
- teminat. Borcu güvence altına alan varlık.
- lien
- hapis hakkı. ABD'de daha geniş bir güvence hakkını anlatır.
- guarantor
- kefil (garantör). Kefalet ile garanti ayrımına dikkat.
- escrow
- emanet (escrow) düzenlemesi. Varlığın tarafsız bir üçüncü kişide tutulması.
- insolvency
- ödeme aczi. Borçların ödenememesi durumu.
- bankruptcy
- iflas. İngiltere'de yalnız gerçek kişiler için kullanılır.
Latince ifadeler
Hukuk İngilizcesinde Latince ifadeler hâlâ yaygındır; çoğu italik yazılır.
- bona fide
- iyi niyetli; iyi niyetle. Bona fide purchaser, iyi niyetli alıcıdır.
- prima facie
- ilk bakışta. Aksi ispatlanana kadar yeterli sayılan durum.
- ultra vires
- yetki aşımı. Bugün en çok idare hukukunda kullanılır.
- pro bono
- ücretsiz hukuki hizmet. Kamu yararına, gönüllü olarak verilir.
- inter alia
- diğerlerinin yanı sıra. Sayımın örnek niteliğinde olduğunu gösterir.
Hukukun kaynakları ve genel kavramlar
Common law sistemini anlamak için gereken temel kavramlar.
- statute
- kanun. Statute of limitations zamanaşımı demektir.
- precedent
- emsal karar. Stare decisis ilkesinin konusu.
- case law
- içtihat hukuku. Mahkeme kararlarından oluşan hukuk; statute law'un karşıtı.
- estoppel
- önceki beyan ya da davranışla bağlılık. Türk hukukunda doğrudan karşılığı yoktur.
- trustee
- trust yöneticisi. Türk hukukunda trust kurumu bulunmaz.
Sık yapılan çeviri hataları
- Damage ile damages'ı karıştırmak. Tekil damage zarar ya da hasar, çoğul damages ise tazminat demektir.
- Shall'ı gelecek zaman sanmak. Sözleşmede shall bir yükümlülük kurar; "teslim edecektir" yerine "teslim eder" ya da "teslim etmekle yükümlüdür" çoğu zaman daha isabetlidir.
- Jurisdiction'ı her yerde "yetki" diye çevirmek. jurisdiction, Türk usul hukukundaki görev ve yetki ayrımını tek kelimede toplar; bağlama göre karar verin.
- Consideration'ı "değerlendirme" diye okumak. Sözleşme metninde in consideration of çoğu zaman "karşılığında" anlamına gelir.
Terimleri bağlamı içinde öğrenin
Hukuk İngilizcesi Eğitim Seti'nin video dersleri terimleri sözleşme ve dava metinleri içinde anlatır. Sete dahil sözlükte terimlerin kullanım alanları ve örnek cümleleri yer alır; mobil uygulamanın premium bölümleri de sete dahildir.
İlgili sayfalar
- İngilizce hukuk terimleri dizini
Terimlerin tanım ve örnek cümleleri.
- Hukuk İngilizcesi nedir?
Kimler için gerekli, nasıl öğrenilir.
- Sözleşme İngilizcesi
Shall, may, subject to, notwithstanding ve standart maddeler; örnek cümlelerle.
- Avukatlar için hukuk İngilizcesi
Çalışma alanına göre terim seçimi, okuma, yazma ve haftalık çalışma planı.
